Mobil Haber Servisi
Bu yazı 20 Haziran 2018, Çarşamba 13:26 tarihinde eklendi. 369 kez okundu.

BİR OLURSAK VARIZ. DAĞILIRSAK YOKUZ.

Sinop Barosu Başkanı Av. Hicran Kandemir, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bir ve beraber olması gerektiğini söyledi. Kandemir, “Hangi etnik kökenden, anadilden, dinden, mezhepten, inançtan, cinsiyetten veya cinsel yönelimden olursa olsun 81 milyon vatandaşımızın milli birlik ve beraberlik içinde vatanın birliğine ve bölünmezliğine sahip çıkması, hepimizin adalet paydasında kucaklaşmasına bağlıdır" dedi.
BİR OLURSAK VARIZ. DAĞILIRSAK YOKUZ.

Sinop Barosu Başkanı Av. Hicran Kandemir, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Kandemir açıklamasında, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazının kuvvetler ayrılığı olduğu belirtti.

“BAĞIMSIZ, TARAFSIZ, GÜVENİLİR BİR YARGI…”

Kandemir, “Yargı, bağımsız ve tarafsız olmaz ise, toplumda hiç kimsenin güvencesi olmaz. Hukuki güvenceden yoksun bir toplum, kendini geliştiremez. Yargının hukuki güvence sağlamakta yetersiz kaldığı ülkelere yerli ve yabancı yatırım gelmez. İş ve istihdam yaratılamaz. İstikrarlı bir refah toplumu olmaz. Hangi etnik kökenden, anadilden, dinden, mezhepten, inançtan, cinsiyetten veya cinsel yönelimden olursa olsun 81 milyon vatandaşımızın milli birlik ve beraberlik içinde vatanın birliğine ve bölünmezliğine sahip çıkması, hepimizin adalet paydasında kucaklaşmasına bağlıdır. Bunun için; vatandaşın savunma hakkına saygı gösteren, bağımsız, tarafsız, güvenilir bir yargı, evlatlarımızın aydınlık geleceğinin en önemli güvencesidir. Aynı gerekçeyle bu, biz avukatlar için de en önemli meslek sorunudur” dedi.

YARGININ GÜVENİLİRLİĞİNİ ZEDELER

Avukatların vatandaşın savunma hakkının güvencesi olduğunu belirten Kandemir, “Bu görevi dolayısıyla avukat, yargının birbirine eşit üç kurucu unsurundan biridir. Kurucu unsurluk statüsünün aşındırılması, yargının güvenilirliğini zedeler, keyfiliğe yol açar. Sözü edilen hususlara ilişkin fevkalade ciddi boyutlara ulaşmış olumsuzlukların giderilmesi, sadece avukatların adına değil, asli menfaatlerini gözettiğimiz 81 milyon vatandaşımızın da adına dile getirdiğimiz en temel talebimizdir. Öte yandan bir avukatın mesleğini icra ederken karşılaştığı sorunların giderilmesi ve statüsünün güçlendirilmesi, yalnızca onun değil, savunma hakkı kapsamında temsil ettiği tüm vatandaşlarımızın ihtiyacı ve güvencesidir” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 

“CUMHURBAŞKANI VE MİLLETVEKİLİ ADAYLARINA SESLENİYORUZ”

“Bu çerçevede, yukarıdaki temel taleplerimize ilaveten ve esasen bunların birer yansıması olarak aşağıdaki hususları; 79 baro, 112 bin avukat ile aileleri, 25 bin stajyer avukat ve avukat bürolarında çalışanlar adına tüm Cumhurbaşkanı ve milletvekili adaylarının dikkatine sunuyoruz” diyen Kandemir, “Anayasa Mahkemesi’nin avukatlık sınavını kaldıran kanunu iptal ederken ortaya koyduğu üzere, savunma mesleği, yargının kurucu unsuru ve hukuk devletinin vazgeçilmezidir. Bu sebeple, avukatlık stajına giriş ve avukatlığa kabul, bir an önce sınav koşuluna bağlanmalıdır. Öğretim üyesi ve eğitim kalitesi yetersiz olan hukuk fakülteleri kapatılmalı ya da öğrenci alımı durdurulmalıdır. Mevcutların seviyesi dünya standartlarına ulaşıncaya kadar, yeni hukuk fakültesi açılmamalıdır. Fakültelerin öğrenci kontenjanları, öğrenciler ile öğretim üyelerinin en sağlıklı şekilde ders yapabilecekleri makul sayılara indirilmelidir. Son yıllarda avukatlara yönelik saldırılarda büyük bir artış görülmektedir. Avukata saldırı, vatandaşın savunma hakkına ve hak arama özgürlüğüne saldırıdır. Bu saldırıların önlenmesi ve sorumlularının bulunarak cezalandırılması amacıyla devletin yetkili tüm kurumları, en üst seviyede hassasiyet göstermelidir. Avukatlar ile müvekkillerini özdeşleştirmek konusunda olumsuz ve haksız bir toplumsal kanaat oluşturabilecek beyan ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Avukatlık stajına girişin sınava tabi tutulması koşuluna bağlı olarak, staj kredisi, karşılıksız bursa dönüştürülmelidir.  Ülkemizde, yabancı hukuk büroları, adeta fiili bir adli kapitülasyona yol açacak şekilde faaliyet gösterir hale gelmiştir. Devletimizin bağımsızlığıyla bağdaşmayan, adalet hizmetlerini yabancıların tekeline sokmaya başlayan bu keyfilik muhakkak ve derhal engellenmelidir. Avukatların meslek alanı Avrupa ülkelerindeki emsaller dikkate alınarak genişletilmelidir. Böylece, koruyucu avukatlık hizmetleri toplumda yerleştirilerek, yargının yükünün azaltılması sağlanmalıdır. Aynı gerekçeyle, mesleğimizin mevcut alanlarının ihlaline de derhal son verilmelidir. Adalet hizmeti, devletin üstlendiği en önemli ve asli hizmetlerdendir. Bu sebeple adalet hizmetlerinin özelleştirilmesi anlamına gelecek girişimlerden kaçınılmalıdır. Adalet hizmetinin vazgeçilmezi olan avukatlık hizmetlerinden alınan KDV’nin oranı makul seviyeye çekilmeli, vatandaşın savunma hakkını kullanması kolaylaştırılmalıdır. Mesleğe yeni başlayanlar için, ilk beş yıl gelir vergisi muafiyeti getirilmelidir. Adil yargılamanın ve sosyal devlet ilkesinin somut uygulamaları olan CMK avukatlığı (ceza soruşturma ve kovuşturmalarında adil yargılamayı sağlamak üzere avukatı olmayana baro tarafından avukat atanması) ve adli yardım avukatlığı (maddi durumu elverişli olmayana baro tarafından hukuk mahkemelerinde avukat atanması) hallerinde KDV, tamamen kaldırılmalıdır. Çok zor şartlar altında ve büyük fedakârlıklarla sunulan CMK hizmetlerinde avukata ödenecek ücret, TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne eşitlenmelidir. Adli yardım için ayrılan bütçe yetersizdir. Meslektaşlarımızın ödemeleri 1-1,5 yıl geriden yapılmaktadır. Bu sebeple söz konusu adli yardım bütçesi yeni kaynaklar bulunarak yeterli hale getirilmelidir. Özellikle dava şartı haline getirilen arabuluculukta başta iş uyuşmazlıklarında işçi tarafı olmak üzere, güçsüz olan tarafın avukatla temsili zorunlu olmalıdır. Avukatlık ücreti de, güçlendirilmiş olan adli yardım bütçesinden karşılanmalıdır. Yargının hızlandırılması amacıyla, UYAP sistemi üzerinden TAKBİS, MERNİS, POLNET ve SGK kayıtları, meslektaşlarımızın kullanımına açılmalıdır. Özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk nüfus dikkate alındığında, birçok farklı ülkede faaliyet göstermesi gereken meslektaşlarımızın vize sorunu yaşamadan görevlerini yerine getirebilmeleri için, belirli kıdemden itibaren (örneğin kamuda çalışan avukatlar ölçü alınarak) serbest çalışan avukatlara hizmet pasaportu (yeşil pasaport) hakkı tanınmalıdır. Yıllardır mağdur edilen kamuda çalışan avukatların maaş ek göstergeleri en az 3600 olarak belirlenmelidir. Serbest çalışan avukatların emeklilik hakları, hakim ve savcılara eşitlenmelidir.          Vatandaşların, barolar aracılığı ile avukat vekâletnamesi düzenletmesi mümkün kılınmalıdır. Esas itibariyle avukatların yargının kurucu unsuru olduğu ilkesini benimsemekte zorlanan yöneticilerin tutumlarından kaynaklanan ve herkes için hayatı zorlaştıran adliye içi yanlış uygulamaların önlenebilmesi için baro başkanları, adliye yönetimi ile görevli komisyonlarda yer almalıdır. Başkent Ankara başta olmak üzere, hizmete elverişli adliye binası olmayan illerin bu sorunları bir an önce çözülmelidir” dedi.