KAR YAĞARKEN DÜŞÜNDÜKLERİM - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 23 Kasım 2017, Perşembe 14:24:58

Yine bir kış günüydü Ocak ayının tam ortasında, lapa lapa yağan kar taneleri raks ederek kelebekler gibi uçuyordu ve usulca yere düşüyordu. Ankara’yı üşüten kar yağışı Ankara’yı üşütüyor ve yüreğimi ısıtıyordu. Pencereden görünüşü insan ruhuna doyumsuz bir seyir armonisi sunuyordu. Havayı ise temiz ve berrak bir atmosfere sokuyordu.
KAR YAĞARKEN DÜŞÜNDÜKLERİM
Bu manzara gönlümde çocukluk hislerimi uyandırıyor ve kara lastik ayağımda, Şubat soğuğunda kamyon üstünde Boyabat’a gelişimi hatırlatıyordu. Evet, o gün hava çok soğuktu ve sabahta çok erkendi. Henüz (13) yaşım da kamyon üstünde Boyabat’a, Boyabat’tan da eski bir otobüsle, (“Maydalağın”   Rıza’nın otobüsüyle) Ankara’ya gelişimi gözlerimin önüne seriveriyordu.

İçimdeki kıpırtı geçmişe götürüp ve bana heyecan veriyordu. Kendi kendime sorduğum o sorular!..

“Ankara’ya geliyordum ama okuyacak mıyım?

Çalışacak mıyım?

İkisini bir arada yürütmek mümkün mü?

Kar yağışını seyrederken bir yandan da Otobüste Ankara’ya gelişimi düşünüyordum.

Köyden geliş önceliğim çalışmak olsa da, okuma arzum içimi burkuyordu. Çünkü öğretmenimin “kimler okuyacak?” sorusuna ben diye ilk parmak kaldıranlardandım. Böylece öğretmenime  “zımnen okuma sözü vermiş oluyordum” verilen sözün de bir değeri olmalıydı.

Bu sözümü tutmak için yaşadığım zorlukları ve iaşe temini ile aileme sağlamam gereken desteği düşünüyordum. Ve o gün için aileme yapacağım desteğin önemini de biliyordum.

Kar tanelerinin raksı iki düşünce arasın da gidip gelişimi hatırlatıyordu.  Gerçi her kar yağışında farklı düşünceler depreşiverir gönlümde. Allah iş imkânlıda okuma fırsatı da vermişti. Geriye dönüp baktığımda Rab-ime şükretmekten başka fazla düşünmemiz de gerekmeye bilirdi.

Ama yine bir kar yağışında yazdığım şu mısraları mırıldanıyordum.

                                           Aklımda kaldığı kadarıyla!...

 “Biz sevdiğimizi beklerken,

Kimilerinin  sevdiği kar yağıyordu.

Müjdeler olsun!..

Ben karlı havalarda üşürüm. Aslında yağmurdan sonra doğan güneşi.

Bir de gülü severdim. Tomurcuk olmasa da!...

Kar yağmur ay ve güneş, benim için fark etmez!..

Zira bana her gün bayram!...”

 

                  Derim ve içimden bilirim kimler için her gün bayram olduğunu.

           

Birde Rasim ÖZDENÖREN ağabeyimizin; “Kimine Perdeler Harika görünür, Kimine de Harikalar perde görünür” cümlesi hatırım. Rasim ÖZDENÖREN ağabeyimin söylediği söz üzerinde; Uludağ da kızak kayanlarla. Herhangi bir köyde hayvanına yemi/samanı olmayan köylüyü karşılaştırma imkânı buluyorum kendimce.

 Dünya dertleri ne kadar da farklı diye düşünürüm bir yoğunluk içerisinde. Bakarım masamın üzerindeki diğer kitaplara. Taşkın Tuna’nın kaleme aldığı  “Adnan Menderes’in günlüğü” adında yayımlanan “Siyasete Karışan Kan” kitabını.

 Dr. Numan Külekçinin “Divan Edebiyatından Seçmeler”adlı kitabı. Dostoyevski’nin “Budala”, “Suç ve Ceza” romanları en dikkat çekenleri oldu.

 Birde Hasan Pulur’un eski bakanlardan Ali Naili Erdem’i anlattığı siyaset yollarında(güzel bir yazı) Ve bir ikide günlük gazete.

            Nereden başlasam dercesine karıştırıyorum. Merhum Adnan Menderes’in anılarının anlatıldığı kitabın “son” bölümde;

 

“…yüzünde biraz hüzün, biraz hasret vardı sanki.

 

-         Kısık bir sesle mırıldandı,

 

“Selam olsun bizden, güzel dünyaya

Bahçelerde hala güller açar mı?

Selam olsun sonsuz güneşe, aya

Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

 

Hepsi güzeldi, kar, tipi, fırtına

Günlerin geçişi, ardı ardına

Hasretsiz bir kanat şakırtısına

Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

 

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan

Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan

Dönmeyen gemiler olduk açıktan

Adımızı soran arayan var mı?   ,,

 

Şiirdeki mısraların duygu yoğunluğu ile okumaya çalışıyorum. Ve kendi durumumuza uyan “ROTA” şiirimle bu yazımı noktalıyorum.

 

ROTA

Dümeni kırılmış gemi gibiyim

Rıhtıma Bir türlü varamıyorum

Dalgalar delice pusula bozuk.

Demiri atıp da duramıyorum.

 

Ömür bir yolculuk hayatsa pusu

Atıp da hedefi vuramıyorum

Taşlardan tutunmuş yeşil yosuna

Denizin sırrını soramıyorum.

 

Yarılsın bulutlar, açılsın güneş

Gecenin karanlığı yıldızlara eş

Zehirle pişiyor, zambaklardan aş

Yemeden kendimi alamıyorum.

 

Rıhtımda beklerken güzel sabahı

Zifiri karanlık duman siyahı

Adalet adına o son günahı

Bir türlü hayıra yoramıyorum.

 

                  Nezih YILDIRIM

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE