Türkiye Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ilk yerel seçimlere gidiyor. Yeni sitemde yerel yöneticisini seçmek için halkımız yarın (31.3.2019) ilk defa oyunu kullanacak. Yöneticisini seçme tercihini ortaya koyacak. Böylece i - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 01 Nisan 2019, Pazartesi 10:52:41

Türkiye Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ilk yerel seçimlere gidiyor. Yeni sitemde yerel yöneticisini seçmek için halkımız yarın (31.3.2019) ilk defa oyunu kullanacak. Yöneticisini seçme tercihini ortaya koyacak. Böylece i
Bu bağlamda siyasi partiler 4 aydır yoğun bir çalışma içinde oldular. Artık söz milletin ta kendisinde.

 

Seçim çalışmalarını tamamlayan partilere gelince;

 

Ak Parti 17 yıllık yıpranmışlığına rağmen seçim meydanlarını doldurdu. En çok çalışarak yeniden milletin umudu oldu. Aday listelerinin belirlenmesinde ve diğer birçok yerlerde hatalar yapılmış olsada hiç gevşemeden yoğun ve dirayetli çalışmalarla çok etkin ve verimli bir kampanya yürüttü.

Allah’ın çalışana verme şiarı nedeniyle sonuçların Ak Parti veya diğer deyimle cumhur İttifakı lehine olacağını tahmin ediyorum.

 

Çünkü Ak Partinin başarısında muhalefetin dağınıklığı ve beceriksizliğide etkili oluyor. Bu nedenle de Ak Parti hala halkın umudu olmaya devam ediyor ve muhalefet partileri ise iktidar partisinin başarısı karşısında halkı ikna edici siyasi söylem ve strateji üretemiyor.

 

 Buna CHP’nin geçmişteki (1989-1994 belediyelerdeki) ve diğer bazı uygulamaları ve  katı laikçilerin hoşgörüsüzlükleri, muhafazakâr insanımızı özellikle orta yaşın üzerindekileri şüpheye düşürüyor.Parti yönetimi de bu şüphe/korkuları giderecek net bir dil kullanmıyor ve başarılı da olamıyor.

 

İnsanımızın tercih sebeplerinden biri de başkalarınca iyi yönetilememe korkusudur.

Korku dendiğin de ise ilk akla gelen 1970’li yılların siyaseti ve Süleyman Demirel’dir.

Demirel geçmiş yıllarda Adalet ve Doğru Yol partilerinin genel başkanı idi. Geçmiş siyasilerin içinde de en önemli “demagog” olandı. Demirel siyaseti hep korku ile yönetmiştir. Korku tezinin başında da “sol gelir” söylemi yer alıyordu.

O tarihlerde bizde Refah Partisinde siyaseti takip ederdik, Adalet Partisine oy veren yaşlılara kızar ve onları Masonları desteklemekle itham ederdik. Ama Demirel yanlışları doğru gibi anlatır ve halkı inandırırdı..

O günün zor şartlarında ve çok önemli liderlerin yaşadığı dönemde siyasi sonuçlar almayı başarıyordu. Kendileri de “siyaseti sonuç alma sanatı” olarak tanımlardı.

 

Günümüze gelince özellikle muhalefette toparlayıcı liderin bulunmaması siyasi sahada boşluk oluşturuyor. Bu durumda ki liderler halkın nabzını tutamıyor ve geleceğe dair umut veremiyor, başarı da elde edemiyor.

Cumhurbaşkanı  “kavgacı üslup seçse de” liderliği tartışılamıyor ve insanımıza umut ve gelecek vadediyor. .

 

Bu durumda yapılacak seçimden Ak Parti biraz hırpalanmışta olsa MHP’nin de desteğiyle başarılı çıkacak gibi görünüyor. Bunu ben bugün(30.03.2019) tarihinde tahmin ediyor ve yazıyı seçim öncesi kaleme alıyorum.

Ancak Ak Partinin seçim sonrası “parti yetkililerine dalkavukça yaklaşıp kapısına gelenlere karşı kibir abidesi kesilen yöneticilerine” de bir çeki düzen vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Kişisel olarak kuruluşunda çok emeğim bulunan her türlü olumsuzluklara rağmen her zaman liderine güvendiğim ve hiç kopmadığım Ak Partinin tüm yapısal değişiklikleri gözden geçirerek kuruluş felsefesine dönmesini de arzu ediyorum.

 

Ak Parti bugün bir ittifak yapma ihtiyacı hissetti ise bu bir ihtiyaçtan ve ülke gerçeklerindendir.

Ama benim düşündüğüm ve inandığıma göre Ak Partinin oy oranı  %70’ler olmalıdır. Çünkü ülke gerçeği bunu göstermektedir.

Ne var ki ve bir gerçek olarak ifade edelim ki, Ak partide tutunmuş çoğu insanlar partilerine diğer muhalefet partilerinden daha çok zarar vermekteler.

Başarı liderin gayret ve samimiyetiyle sağlanmaktadır. Ankara’da bile bir sürü dertsiz insanlar listelerde yer almış kapris ve kibir abidesi gibi ortalarda dolaşmaktadırlar.

Kişisel olarak artık bunlar kanıksadı yeter deme noktasında bulunduğum anlar olmuştur. Ama tam bu durumlarda ya Müjdat Gezen ya Sezai Temelli, Hüsamettin Cindoruk veya başka birileri bam telimize basmaktalar.

Ayrıca Tayyip Erdoğan Düşmanlığı II. Abdülhamit Han düşmanlığına ve dönemine benziyor bu benzeyişlerin de etkisiyle ve yarınlar endişesiyle Ak Partiye daha sıkı yapışmamıza sebep oluyorlar.

Böyle bir ortam da 31 Mart 2019 akşamı sonuçlar alınmış olacak: Seçim sonuçlarıyla beraber muhalefet partilerinde tartışma başlayacak ve umarız ki yetki alanlarda dört elle memleket işine sarılacaklar.

Ülkemizin istikrara ve üretmeye ihtiyacı var. Dünya mazlumlarının umut ve duaları da bizimle. Yapılan seçimden sonra 4,5 yıl gibi önümüzde uzun bir dönem olacak bu dönem iyi değerlendirmeli ve iyi işler yapılmalıdır.

Milletin kararıyla “2. bir 31 Mart Vakası” yaşanmamalı ve geleceğimiz daha güzel olmalıdır.

Milletimiz kararını bu yazımızın yayımından önce vermiş olacak.Kararınız  hayırlı olsun ve hoşça kalınız.

Nezih Yıldırım 30.3.2019

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE