BİLİNENLER - Murat YILMAZER

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 09 Haziran 2021, Çarşamba 13:24:04

Evet bilinenler, yani şu son 2 ay içerisinde olan olayların ülkeyi nasıl bir çıkmaza soktuğunu görüyoruz, okuyoruz ve şu Sedat Peker olayına ve hadiselerine hayret içerisinde bakıyoruz...
BİLİNENLER
Evet bilinenler, yani şu son 2 ay içerisinde olan olayların ülkeyi nasıl bir çıkmaza soktuğunu görüyoruz, okuyoruz ve şu Sedat Peker olayına ve hadiselerine hayret içerisinde bakıyoruz. Ülke olarak hiç bu tür olaylara yakışmıyoruz. Örneğin bir Alman firması ülkemize geliyor, yatırım yapıyor ve yatırım yaparken de rüşvet veriyor bu yatırımcı fakat işin garip tarafı bu yatırımcı ülkesine döndüğünde Alman devletine vergi veriyor. Ne vergisi mi? hani rüşvet verip de yatırım veya iş aldı ya o verdiği rüşvet karşılığında aldığı paranın vergisini veriyor. Ama öyle vergi değil yani ülkede şöyle bir hukuk sistemi var; sen rüşvet vererek iş alıyorsun, buradaki firmaları zarara uğratma vergisi anlatabildim mi? Valla ben Cem Toker’in yalancısıyım! Bunu bir televizyon programında kendisi dedi. Yani rüşvet veriyor adam, daha sonra ben rüşvet verdim şu işi aldım cezam neyse vereyim diyor. İşte hukuk ve demokrasi böyle bir şey. Bir de şu sistem ülkemizde olsa! Vallahi komple biz devlete çalışıyoruz, kazanmadığın paranın daha fazlasını devlete vergi ve sigorta olarak ödüyoruz. Yani milletin beli bükük. Bir ara düşünüyorum; ya arkadaş biz nasıl bir millet olduk. Millet sıkıntıda, atalarımız bize geçmişimizde acaba katmerli beddua mı ettiler de bu durumdayız diye düşünüyorum! Bazen insanların yaşam şekline bakıyorum, belli bir kesim gerçekten getiriyor işini, hem de yağlı ballı, hem de soluksuz mal varlığı yapıyor, diğer taraf (diğer taraf derken ülkenin yüzde 80 sıkıntıda kim ne derse desin). Vallahi bunları biz hak etmiyoruz, az biraz adalet istiyoruz fazla değil! Örneğin benim işle ilgili; ya arkadaş elimde tapu gibi mahkeme kağıdı var, tapu gibi müfettiş raporu var, bilirkişi raporu var, yaa arkadaş neden ayrımcılık yapıyorsunuz, neden siyasi olarak müdahil oluyorsunuz da iki kişi ceza alıyor diğerine verilmiyor? Bunlar aynı suçu işlemiş, devleti soymuşlar, devletin savcıları soruşturma izni istemiş devletin valisi soruşturma izni vermiyor fakat diğer gazeteye pat diye cezayı kesiyor ve gazeteyi kapatıyor, kestiği cezayı da alamıyor diğer gazeteler kurtuluyor. Yani AK Parti İl Hakem Üyesi Osman Aksu’nun gazeteleri. Şöyle bir düşünün; iki kişi cinayet işliyor, örneğin deliller ve ispatlar ortada, hakim karşısına çıkılıyor, ikisine de ceza veriliyor fakat bağlı olduğu kurum yani Valilik makamı biri ceza alsın diğeri almasın diyor! Şimdi burada hukuk mu öne geçiyor yoksa siyaset mi öne geçiyor? Böyle olunca da işler garip bir hal alıyor. 2016 yılında tapu gibi Yargıtay kararı var elimizde Bizimkaradeniz Gazetesi ile ilgili, bu karar uygulansın diye Valiliğe dilekçe veriyorum ve 1 ay içerisinde uygulamak zorundalar, ama Vali tutuyor Basın İlan Kurumu’na görüş soruyor, bak bak kurnazlığa bak! Oradan cevap ne zaman geliyor; 8 ay sonra! Cevap da şu; fakat sorarken de not düşüyorlar, işte bu Yargıtay kararı olan gazetenin Yargıtay’da bir tane daha dosyası var ona göre karar verin diyor, gelen cevap şu; “Basın İlan Kurumu’ndan bu gazetenin Yargıtay’da dosyası var, o dosyaya istinaden gerekli işlemler tarafınızdan yapılsın deniyor. Yani işgüzar Vali Yargıtay kararını uygulamamak için elinden geleni yaptı, 2 yıl bekledik Yargıtay Kararı uygulansın diye uygulanmadı. Allah’tan devletini seven bir Vali geldi de konuya vakıf oldu ve hemen kararı uyguladı. Kimdi bu vali? Devlet adamı sayın Köksal Şakalar, Sinop valisi. Hani şu İl Özel İdaresi’nde bir yolsuzluk işi için müfettiş çağırıp konuyu incelemesi için gelen müfettişin ertesi günü Ankara’ya alelacele gönderilmesini yaşayan Vali! Daha sonra siyasilerin rahatsız olup İçişleri Bakanı’na şikayet ettikleri Vali, bizi dinlemiyor denilen Vali! Bir diğer Vali de yani Yargıtay kararını uygulamayan Vali Hasan İpek idi. Şimdi anlatabildim mi HAKKIMI HELAL ETMİYORUM! Şuan bekliyorum kardeşim illaki bir Vali gelir, “sen bir gel bakalım” der bize, o zaman  bakarız ortalığın nasıl toz duman olduğuna! Bu devran böyle gitmez, makamlar, mevkiler dert dinleme, çözüm üretme, çözüm çözme yeridir. O makamları idare edenler sorunu çözme yeri olacağına sorun üretme, sorun çıkartma yeri olmamalıdır. Duydun mu efendi! Allah var Allah! Bir de bu dünyanın altı var, ahirette hesap günü var, 84 milyonun hakkı var! Nasıl helalleşeceğiz, ben bu işle ilgili kim müdahil oldu ise en kıymetlisinden çıkmasını dilerim, benim kimseye eyvallahım yok! Saygılar…

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Murat YILMAZER Yazıları
E-GAZETE