ÇAY DEMLEMEDE USUL!.. - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 11 Şubat 2017, Cumartesi 11:53:35

Beş altı yıl önce idi ve Ramazan ayının 2.Cumartesiydi. Birlik Vakfının İftar Programına katılmıştım. Eski Bakanlarından Mahmut Oltan Sungurlu kısa bir konuşma yapmış ve şöyle demişti. “Ben adalet bakanıydım, ilmine güvendiğim bir hoca efendi ziyaretime geldi ve ‘Sn. Bakanım siz bu koltukta oturdukça bizim gönlümüz rahat, biz size güveniyoruz’ dedi. Bende “hocam şimdi olmadı siz bize güvendiğiniz için susarsanız, biz makamın cazibesiyle yaptığımız yanlışlıklarımızı göremeyebiliriz, bizim yanlışlarımızı sizler görün ve bize söyleyin, bunun içinde bizi takip ve kontrol edin. Hiç çekinmeden de yanlışımızı söyleyin, makam sahiplerine en çok yanlışı çevresi yaptırır, pohpohlanmak makam sahiplerinin hoşuna gidebilir ama sonuçları bakımından iyilik getirmez dedim” dediler.
ÇAY DEMLEMEDE USUL!..
 Gerçekte de böyledir. Geçmişte kişisel olarak bendeniz, Türkiye’mizin dış politikasına dair yazılarımda özellikle  “Suriye ilişkilerimizi” birazda sertçe eleştirmiş, Özgür Suriye Ordusunun silahlı bir çete olduğunu ve birazda katı davranarak sığınmacıların geri gönderilmesi gerektiğini söylemiştim. Bunu ya parkende İslam kardeşliğine aykırı düşünüp düşünmediğim yönünde tereddütlerim de vardı. Bu tereddüdüme rağmen “geçmişten ders alarak geleceğe dair endişelerimiz nedeniyle” bir takım düşünceler serdetmiştim.

 Çünkü inancımız da “haksızlık karşısında susmamamızı” hak bildiğimizi söylememizi gerektiriyordu. Bizde bunu yaptık ve “sevdiğimiz insanlar işbaşında yutkunuverelim demedik. Demememiz gerektiği kanaatindeydim.

Zira kendimize yakışanı yapmaya çalışmıştık. “Zaten yaptığımız iş ve eylemde gölümüzün rahat olması gerekirdi”. Başka türlüsü de olamazdı.

Hak bildiğimizi söylemeye ve sesimizi “gazetemiz” aracılığıyla duyurmaya çalışmıştık.

Şimdi de ülkemizin gündemine kayıtsız kalmazdık ve bu haftaki yazımızı EVET7HAYIR ekseninde evetse neden evet. Hayırsa neden hayır şeklinde düşüncelerimizi paylaşmak istemiştik. Ancak yazımızı kaleme aldığımız tarihte bile referandumun kesin tarihi/günü de belirlenmediğinden.

Bendenizde bu yazımıza ileride Sn. Mahmut Oltan Sungurlunun ’da ifade ettiği gibi biz yanlışa yanlış doğruya doğru diyeceğiz.

                Bu nedenle bu haftaki yazımızı  “hasbıhal” şeklinde “Çay Demleme Usul’üne” ayıracağız.

Biliyorsunuz tiryaki bir milletiz, tiryaki de içtiği çaydan tat/zevk almalıdır. Bu düşünce etrafında, kendi yaşadıklarım dan da yola çıkarak sizlerin zevkle bir çay içme fırsatı bulmasını temennisi ile bu faslı yazıyorum.

 Bendeniz dışarıda olduğu gibi evimde de yumuşak huylu olmayı, eşimi ve çocuklarımı üzmemeyi ilke edinmiş bir insanımdır. Buna rağmen mükemmeliyetçi ve seçici bir yapıya da sahibimdir. Eşimi ve çocuklarımı belki de en çok çay demleme konusunda incitmişimdir.

Çünkü ben bir tiryakiyim, genelde yemekten sonra bir kahve yarım saat sonrada güzel demlenmiş 3-4 bardak çay içerim. Çay güzel demlenmedi ise zevk almam. Çay demlenip daha doğrusu demlenme sürecini tamamlamadan açılır servis yapılırsa çay çiğ, çiğ kokar ve içim tadı vermez, bu tatsızlıktan rahatsız olur sabretsem de yutkunurum, kendimi tutamam memnuniyetsizliğimi belirtirim.

   Tiryakilerin çoğunu şahsım gibi sanarak, ağız tadı ile içilecek çayın nasıl demlenmesi gerektiğini siz okurlarımla paylaşalım istedim. Çay demlemeyle alakalı geçmişte de yazdıklarım oldu. Ama her zaman revaçta olan çayımızın demlenmesi hususunda bildiklerimi yeniden sizlerle paylaşayım istedim. Ve ağız tadı ile çay nasıl içilir buna bakalım istedim.

Ayrıca; bir çay için bu kadar kafa yorduğuma da bakmayın mükemmeliyetçi ve seçici oluşumun yanında sabırlı ve hoşgörülüde bir insanımdır. Mevcutla yetinmeyi bilirim ama mademki Çay demliyoruz ve tiryakiyiz o halde ağız tadı ile bir çay içelim!...

                Çay Demlerken: Öncelikle çay demleyeceğimiz çaydanlık ve demlik gibi takımlarımız temiz olacak, semaver veya çaydanlıkta temiz su çok güzel kaynayacak, kaynayan çaydanlığın üzerinde demlik hafif ısınırsa daha iyi olur.

Çay demliğin durumuna göre ayarlı atılacak çok çay atmakta az çay atmakta iyi çay demleme anlamına gelmez. İyi kaynamış su mümkünse hafif dinlenecek. Yani fokur, fokur kaynarken su çekmemek daha iyi olur. Dinlenen su demliğe atılan çayın üzerine tek noktadan dökülecek.

Demlik doldukça çayda demliğin ağzına doğru kabaracaktır. Yeterli miktarda su verildikten sonra, mümkünse temiz bir kâğıtla demliğin ağzı kapatılacak veya demliğin üzeri örtülecek.

Çaydanlığa ilave edilen su ile çaydanlık hafif ateşte ısınırken, demlikte demlediğimiz çaydanlığın buharında en az 17/20 dakika dinlenecek.

Bu arada suyunu alan çay demlenerek kabaracak ve demliğin kapağını açtığınızda “foorrk” diye çökecek. Evet, bu işlemler tamamlandıktan sonra çayımız servise hazırdır.

Afiyetle içilecek, ikinci bardaktan/fincandan sora çay içtiğimiz bardak veya fincan değişecek ve çayımız daha da zevkle içilecek. İçim süreside yarım saati geçmeyecek.

                Yoksa gelişi güzel demlenen bir çay sadece demlenmiş olacak, demini alınca yarım saatlik sürede bitirilmeyen çayda tiryaki ye zevkli bir ağız tadı vermeyecektir.

                Afiyet olsun!...

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE