DİLİMİZ - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 19 Kasım 2019, Salı 11:02:21

DİLİMİZ
 

Dilimizden yabancı kelimeleri atma adına yapılan çalışmalar zamanla dilimizde kısırlaşma meydana getirmektedir.

 Bu tespit, şahsıma değil, cumhuriyetimizin ilk yıllarına ait bir tespittir.

Bazı dilciler dili yaşayan bir varlık olarak kabul etmiş ve başka dillerden kelime alarak zenginleşeceği tezini de ileri sürmüşlerdir.

Ancak; dilimizi kullanmada aydınlarımızın kompleksleri (konuşma karmaşıklığı)  yerli yersiz yabancı kelime kullanmaları dolaylıda olsa dilimize zarar verme noktasında bulunmaktadır.

Mesela TV. Programlarına baktığımızda, aydın kabul ettiğimiz insanların konuşmaları ekseriyetle    “Paradoks” “Paradigma” “diaspora” gibi yunanca kelimelerle bezenmiş görünmektedir.

Konuşmacıların konuştuklarını takip ettiğimizde, Türkiye’de aydın olmanın yabancı kökenli kelime kullanma şartlarından olduğu sanılır.

Hâlbuki konuşulan her kelimenin Türkçemizde daha güzel ve iyi anlaşılabilir karşılıkları bulunmaktadır.

Ama adamlar entel görünme adına dilimizi katlettiklerinin farkında bile olmadan bu işle ilgilenen duyarlı insanlarımızı üzmektedir.

 Kendilerini aydın kabul eden bu tipler dilin kurtarıcıları gibi görme hastalığına kapılmış, dilimizi Arapça ve farsça kelimelerden kurtardıklarını savunmuştur.

Arapça veya farsça diye dışlamaya çalıştıkları kelimelerin Türk dünyasında asırlardır kullanıldığını ve anlaşılır hale gelmiş ortak kelimeler olduğunu; Ayrıca dilimizin zenginlikleri arasında bulunduğunu da bilmezlikten gelmiştir. Bu insanlar dilimizdeki tahrifatı fark ettikleri halde iyi niyetle düşünmemiş de olabilirler.  

Belkide Modern ve entel olma adına dilimizdeki ahengi bozmak isteyip dilimizi kısır ve dar bir dil konumuna doğru çekme gayretkeşliğide göstermiş olabilirler.

Ama bu tip yanlışlıklar dilimizdeki yozlaşmayı bir realite olarak karşımıza çıkmakta, kültürümüzü ve anlaşılabilirliğimizi etkilemektedir. Nesiller arası dil birliğinde ise kopukluk meydana getirmektedir.

İngilizler, Fransızlar ve diğer birçok millet toplulukları bin yıl önce yazılan kitapları okuyabilirken biz Cumhuriyet döneminde yazılanları bile okumakta zorlanmaktayız. En Aataürk’çü geçinenimiz bile Nutku ve Gençliğe hitabeyi, güncellemeden anlayamamaktadır.

 

Ve ölçüsüzce yabancı kelimeleri dilimize almakla, dilimize mal olmuş şark kökenli kelimeleri de unutturma suretiyle dilimizi kuşaklar arası kopukluğa ve anlaşılmaz konuma sokmaya gayret ediliyormuş görüntüsü veriyorlar.

 

Kendilerini entelektüel gören “aydınlarımız” ne yaptıklarının farkında mıdır bilemiyorum.

 

Ama dilimizdeki daralmalara kişisel olarak çok üzülüyorum.

Yabancı kelimeleri dilimize kazandırmada daralma nasıl olur demeyiniz, derdi hekimler anlar.

Yerli yersiz alınan/kullanılan yabancı ve gereksiz kelimeler dilin akordunu yani ses uyumunu bozmakta ve dilimizi üremez hale getirmektedir.

Bazı kelimelerinde unutulmasına yol açmaktadır.

Dilimizle ilgili derinlere dalmışken, Türkiye Yazarlar Birliğinde, anlatılan bir konuyu sizlerle paylaşacağım.

Bize söz bırakmayacak kadar veciz ve anlaşılır konu şöyle; Anlatan da bir Profesör.

“Tük dili konuşan Ülkelerin toplantısında, Türkiye’den bir Prof Azerbaycanlı konuşmacıya, Lideriniz Aliyev İki devlet Tek millet demekteydi ama dilimizdeki uzaklaşmalar bizi iki devlet iki millet haline getiriyor. Lütfen dilinizi yenileyin ve bize birazcık yaklaşın dedi” diyor.

“Azerbaycanlı konuşmacı da “Biz sizin dediklerinize katılıyoruz, sizi ayni millet ayrı devlet olarak görüyor ve size yaklaşmaya çalışıyoruz, ama lütfen sizde yerinizde durunda bir noktada buluşalım. Zira bizden uzaklaşmak için Fransızcanın dilinizi işgal etmesine adeta ses çıkarmıyorsunuz. Bunları anlamak için Türkçeye eklediğiniz sel ve sal eklerine bakmanız bile yeterli olacaktır dedi.” Diyor. 

Azerbaycanlı dilcinin konuşması bize söyleyecek söz bırakmıyor.

 Sokaklardaki İşyeri tabelaları da  işin cabası.

                    Hoşça kalın. 12.11.2019

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE