ESKİ RAMAZANLAR..! - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 26 Nisan 2022, Salı 14:12:10

Zamanı durdurma imkanı yok.Günler aylar yıllar derken, bakıyorsun ki ömür geçip gitmiş oluyor.
ESKİ RAMAZANLAR..!
Öyle de hızlı gidiyor ki; yaşadığın bugün birden yarın oluveriyor.

Başlıyorsun eskileri anlatmaya.Hani eski ramazanlar şöyleydi bayramlar böyleydi şeklinde konuşmalar yazışmalar sürüp gidiyor.

Nedendir bilmiyorum ama özlem hep eskiye oluyor.

Bu duruma eleştirel bir bakış ortaya koyarken,bakıyorsun ki eleştirdiğini bizzat kendin yaşıyor oluyorsun.

Günümüz nostaljisi olarak ifade edilen bu durumu yaşamaksa bir bakıma insanı mutlu da ediyor.

Eğer ki geçmişi arzulamak, hüzün kaynağı olsaydı insanların geçmişten bahsetmemesi gerekirdi.

Ama insanların gönlünde o eski günlerin söylemi hep oluyor.

Bizde bu duruma parmak basarak eski Ramazan ve bayramlardan bahsetmek istiyoruz.

ÇOCUKLUĞUMDAKİ RAMAZANLAR.

Çocukluğumda geçen ramazanların en çok kış günleri olduğunu hatırlıyorum.İlk hatırladığım ramazan 1959 yılındaki Ramazan ve bayramı.

Bu Ramazan ayının son günü ve bayramın arefesi idi.Sanıyorum ki Nisan ayının da ilk günleriydi.Kardeşim Nazif doğmuştu.O zaman insanlar nüfus yoğunluğu bakımından köylerde yaşıyorlardı.

Bizde o güne göre 35-40 haneli bir köyde tarıma dayalı olarak yaşamaya çalışıyorduk.

Şimdi insanımız burnundan kıl aldırmasa da o zamanlar çok fakirlik vardı.

Köylerde ekseriyetin keçi koyun gibi küçükbaş hayvanı vardı ama para etmezdi.Üretim alınterine bağlı ve tüketim ürettiğin kadardı.

Köyümüz zengin bir köy değildi iftarı belli kişiler verebilirdi. Oda iki üç sofrayı geçmezdi.

Davet edilenler de her haneden evin reisi diyebileceğimiz yaşlılardı ve tek kişi veya varsa evin daha yaşlısı(anne baba vs) idi.

Tabir uygunsa iftar verenin davetli sayısı 10-15 bilemedin 20 kişiyi geçmezdi.

Sofralarda zengin sayılmazdı yemekler tek tabaktan ve ortadan yenilirdi.

Ama bir sofra düzeni ve işin de bir adabı vardı.

Sofranın büyüğü besmeleyi çekip kaşığını uzatmadan kimse yemeğe uzanmazdı.

Adab-ı mübaşeret kuralları sanki daha iyiydi.

İftar sofralarının baş gediklisi "tarhana çorbasında" çorba içinde kıyma yoksa kuru fasulye ile tatlandırılıyor du.

Bulunursa Turp veya en çokta lahana turşusu ve tatlılardan kabak tatlısı,sarı burma veya incir uyuşturması bulunurdu.

Zengin olmayan ama aile birliği ile bereketlenen sofraların ayrı bir güzelliği olurdu.

Birde ezan dinleme işi vardı.Köyün ahşap ve küçük bir camiisi vardı minareside gayet kısaydı.Hoca efendi minareye çıkar biraz bekler ve ezanı birden okumazdı.

Bizde minarenin göründüğü yerden ezanın başlamasını bekler ve "Allahu Ekber" nidasıyla sofradakilere haber verirdik.

Şimdiki gibi bangır bangır bağıran ve çana benzeyen "hoparlörler" yoktu.

İnsanlar ürettiklerini yerdi ve sofraya alınterinden doğan ürünler gelirdi.

Tarımda makineleşmeye geçmemişti toprak hayvan ve insan gücü ile işlenirdi.

Şimdi azımsanan ve yetersiz bulunan maaşlarda yoktu.

İnsanlar ürettiği kadar tüketir ve dar bölgelerde yaşıyorlardı.Ama paylaşım daha mı iyiydi bilemiyorum.

Bu günlere göre belki de bilgisizliktendi ama insanlar kanaatkar ve kıt imkanları eşit paylaşarak geçinip giderlerdi.

Belkide en güzeli ailelerin toplu yaşayışları.

Sofranın zenginliğinden daha önemli olan birlik ruhu ve toplu oturulmasıydı.

Ağaç kaşıklarla yemeğe birlikte başlanırdı.

Belki de en önemlisi akrabalar çevre köylerde bulunan akrabalarına iftara giderlerdi.

Bu tip faaliyetlerde davet aranmazdı kaynaşma daha fazla ve seviyeliydi.

Şimdi aileler kendi çocuklarının evine bile o raharlıkta gidememektedir.

UZUN DALGA RADYO;

Her evde bulunmayan bataryalı ve 10-15 metre uzunluğunda çatıdan çatıya çekilen antenleri ile yayını gelip giden vıv vıv sesler çıkaran uzun dalga radyolar vardı.

Bizimde Grinding marka böyle bir radyomuz vardı.

Rahmetli Babacığım Mısırdan yayın yapan arada kuran okunan bir kanal buluyor fakat okunan da çok anlaşılmıyordu buna rağmen babam dinlemeye çalışırdı.

Şimdi ise zaman zaman düşünüyorum o'şartlarda kurana bağlı babam bugün olsa herhalde tv'nin başından kalkmadan Kur'an okunan kanalları takip ederdi.

BAYRAMLAR;

Ulaşım imkanları bugünkü gibi değildi.Bayramlarda insanlar dar bölge diyebileceğimiz şekilde bulunduğu bölgelerde geçirirlerdi.

Köyümüzde ki bayramlaşmayı ve kadınların salıncağa binmelerini; salıncak sallarken de söyledikleri manileri bir daha ki yazımızda anlatacağız.

Civar köyler bayramın 3-4 gününde birbirlerini nasıl ağırladığını ve geçmişin kaynaşmasını kayıtlı hale getirerek sizlerle paylaşmayı düşündüm.

Şimdi köşemiz el verdiğince sizlerle sohbet edelim istedim. Ve “ESKİ RAMAZANLAR ..! “başlığıyla bir konuşma fırsatı bulduk selam ve dua ile hoşça kalın.

Nezih Yıldırım

2013

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE