ŞİİR VE ŞARKI DİLİ (12 yıllık bir yazı) - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 27 Şubat 2019, Çarşamba 16:30:44

”Ateş olmayan yerden duman tütmez” özdeyişine uygun yazılmış, birçok şiir ve şarkı sözleri vardır. Yanan gönüllerin mayasını oluşturduğu bu şiirlerin durup dururken ortaya çıkması mümkün değildir.
 ŞİİR VE ŞARKI DİLİ                               (12 yıllık bir yazı)

Mümkün olmayan bu gizemli olaya bir bakalım istedik;

Bir “Cumartesi” sabah idi,çayımız olurken, internetten gazete başlıklarına bakıyordum!.

Gazetenin birinde, “38 yıllık gizli aşkı açıkladı” haberi manşetten büyük puntolara dökülmüş duruyordu.

Üzerini de ise;

Türk Sanat Müziğinin önemli eseri “Gizli aşk bu, söyleyemem derdimi hiç kimseye” şarkısının söz yazarı/bestekârı Zeynettin Maraş ile Emel Sayın’ın resimleri bulunuyordu.

Bu haber dikkatimi çekti ve beni düşünceye sevk ederek kendimi sorgulamaya yöneltti.

Çünkü şairlerin, içlerinde sakladıkları acıları, dert, tasa ve sevinçleri hatta sırları biliyordum. Bu şiir(güfte) de ki sırları da anlamaya çalışıyordum.

Zeynettin Maraş’ın habis (ur) gibi 38 yıl sakladığı derdini; Beste dayanağı sevgili (maşuk)nin kim olduğunu açıklayacağını sanıyordum.

Ve bestekârın gönlünü kemiren ve hicrana dönen o sevgilinin (gizli aşkın) Emel Sayın olduğu yazının içeriğinde açıklanıyordu.

Ayrıca; bestekârın 38 yıl bestesine gizleyerek sakladığı aşkı bize şairlerin çoğunun sırları ile mezara gömüldüklerini de düşündürüyordu.

Çünkü anlatılamayan nice sevgililer, aşklara yazılmış şiir ve şarkılar; Kimi sanat eseri olmuş, kimi de gönüllerde oluşan hüzünle paylaşılmadan yok olup gitmişlerdir.

Bu halleri bilinen şairler dışa dönük görüntülerine rağmen, çoğu sırları hep gizli tutarlar. Bazıları ise farkında olmadan, şiirlere döker derdini ve paylaşır “gizemli sözleri” insanlarla.

Kimi şairlerde Necip Fazıl üstadın“şairler arıya benzer, arı balı yapar ama ne yaptığının farkında değildir”.dediği gibi, şiir yazarken duygu yoğunluğu ile yazdığı şiiri, sonradan yorumlama ihtiyacı hissedebilir. Şahsımın da yaşadığı gibi.

Kendi şiirimden bir mısra örnek verecek olursam.

 

“Gönlümün baharı döndü hazana

Bir söyleyen bin ah alır ozana

Üç kuruş borcum var mezar kazana

Benden de gün geçti, şimdi neyleyim.”

 

 

Şiirimde gönül baharının geçtiğini, bir şey söylendiğinde ahın binlerle ifade edildiğini, sadece mezarcı parası lazım olduğunun mükemmel şekilde anlatıldığını, şiirin değerlendirilmesinden sonra anlıyorum.

Bunu söylerken de şiirin yazılıvermesinin mümkün olmadığını, şairin işin çilesini çekmesi ve derdi olması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa otururken bir eserin oluşuvermesini mümkün görmüyorum.

 Güftenin mükemmelliği  “Gizli aşk bu söylemem derdimi hiç kimseye” mısrasının ruh derinliğini ve sözlerin ahengini dinlediğimizde anlayabiliyoruz.

Bestekâr beste kahramanını 38 yıl sonra açıklıyorsa o kadar yıl hüznünü gönlünde barındırdığını da açıklıyor demektir.

Açıklamasaydı da bu şarkının bestekârı olarak anılacaktı ama şarkının dayanağı bilinmeyecekti. Bendenizde özellikle şiir sohbetlerinde şair şöyle bir olay yaşamış ve şu şiiri yazmış diye söylerim.

Bu düşüncemi kuvvetlendiren delillerden biride, Zeynettin Maraş’ın açıklamasıdır.”Gizli Aşk bu “ güftesini aşağıda paylaşırken şiir gibi güzel günler diliyorum.

Saygılarımla           

                       Nezih Yıldırım 2.12.2006

 

 

 Gizli aşk bu söyleyemem derdimi hiç kimseye

 

Zevke veda neşeye de, veda artık her şeye

Arzular bir hayal oldu, baharımın gülleri soldu.

Gönlüm hicran, hasret, gamla doldu.

Sevdim amma görmüyor bak, gözlerim hiç kimseyi

Gizli aşk, bir gizli dertmiş, feda ettim her şeyi

Arzular bir hayal oldu, baharımın gülleri soldu.

Gönlüm hicran, hasret, gamla doldu.

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE