Sol'dan Bakınca (2) - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 04 Şubat 2020, Salı 11:55:50

SİZİN EZEN KAPİTALİZM Mİ?
Sol'dan Bakınca (2)
Geçen yazıdan devam…

Tanı yanlış olunca doğru tedavi nasıl gerçekleşir?

Toplumun  ezici çoğunluğuna yararına hitap eden,  hümanizmayı savunan, bilimden, çevreden, aydınlamadan yana değerlerin yanında durmasına rağmen Sol’un siyasal olarak halktan teveccüh görememesinin nedeni nedir?

Bu olgunun da ekonomik, sosyal,kültürel,dinsel,siyasal vb.birden fazla nedeninin olduğu  gerçektir.

Biz sosyal olayları belirleyen –altyapı kurumu olarak- olgu olan ekonomiyi irdeleyerek konuyu tartışalım.

Önce, hala doğru bilinen bir yanlışı düzeltmemiz gerekiyor.

Ülkemizde, hatta dünyada yaşanan açlığın, yoksulluğun, baskının, eşitsizliğin sorumlusunun kapitalist sistem olduğunu, kapitalizmin ortadan kalkması ile tüm bu olumsuzlukların giderilebileceğini hem sağdan(!) hem soldan radikaller(!) hala iddia etmekteler.

Hala diyorum. Çünkü bu iddia 2000’ler öncesi 20. Yüzyılın gerçeğiydi.

-Şimdi?!

Şimdi, o köprünün altından çok sular akıp gitti.

-Ne yani yoksullar yine ezilmiyorlar mı?

Yoksullar tabi eziliyor hatta un haline getirilip tozları dahi savruluyor da…Onları ezen artık su değirmeni (Kapitalist sistem)değil. Hatta yel değirmeninin de modası geçti. Artık yoksulları ezen değirmen güneş ile çalışıyor. Yani suyu kesmekle ezilmeyi önlemek mümkün değil!

 

Şimdi biz nesnel, realist temellendirmeye dayalı değerlendirme yapan ‘sol’ bakış açısından konuyu daha somut irdeleyelim.

Tez, antitez, sentez. Sentezi tekrar tez olarak öne koyan ‘materyalist’ felsefeden bakalım.

Yani bu kez olsun şimdiye dek yapılan sentezi bir kez de olması gerektiği gibi  ‘tez’ yerine koyup devam edelim.

Bunu biz yapamaz mıyız?

Siz büyük! büyük! adamlardan, cilt cilt kitaplardan  okuyunca mı inanırsınız?

O zaman bundan sonrası size göre değil. Okumayı bırakabilirsiniz.

İmanınız bozulmasın.

Biz imanı zayıf olanlar için dilimiz döndüğünce anlatmaya çabalayalım.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi dünyadaki mevcut, şimdiki, var olan sömürünün sorumlusu artık

 kapitalizm değil.

Sosyalizmin kapitalizmin alternatifi olarak tasarlandığını’ en iyi kendilerini ‘sosyalist’ olarak betimleyenler bilir.

Yani kapitalist sistemin “başat” üretim aracı olan fabrikalar (ve diğer üretim araçları) kamulaştırılırsa, topluma mal edilirse kar hırsı ortadan kalkar, emek üzerindeki sömürü biter, bireyler emekleri oranında üretimden pay alır ve baskı, zülüm, açlık, yarın endişesi vb. kalmaz.’ öngörüsü gereği toplumdaki acıların çözümü olarak sosyalizmi öngörmekteydi(ler).

Bu önerme feodalizmin(toprağa dayılı üretimin ağırlıklı oluğu toplum yapısı) yerini kapitalizme bıraktığı 17. yüzyıllardan yirminci yüzyılın son çeyreğine kadar nesnel gerekçeleri vardı ve tutarlı idi.

Ancak milenyumda ( iki binli yıllarda) gerçek farklılaştı.

‘Nasıl mı?’

Nasılı; sosyalizmin dayanağı(!) olarak öngörülen kapitalizm artık yok!

Çoğunuz inanmadınız biliyorum.

Ve yine çoğunuzun ‘sömürü, baskı, eşitsizlik katmerlenerek devam ediyor; sen nasıl kapitalizm yok dersin’ dediğini duyar gibi oluyorum.

Evet sizin tespitlerinizin ‘sömürü, baskı, eşitsizlik katmerlenerek devam ettiği’ kısmı doğru da… Ancak yine de kapitalizm artık öldü, inanın.

İsterseniz meftaya bir bakalım:

Kapitalizmin motoru olan, sermayenin birikim aracı fabrikalar; yaklaşık çeyrek yüzyıldır artık başat, birincil üretim aracı değil. Yani epeydir zengin değince akla fabrikatör gelmiyor.

Hatırlatalım: Dünyanın (2019)en zengin kişisi: Amazon'un kurucusu ve tepe yöneticisi olan Jeff Bezos  ; 2010 yılında serveti: 12,3 milyar dolar iken 2019 yılında serveti 111,5 milyar doları aştı.

 En Zengin ikinci isim: Fransız moda devi LVMH'nin yönetim kurulu başkanı Bernard Arnault (ve ailesi)

Dünyanın en zengin üçüncü kişisi: Microsoft'un kurucusu olan Bill Gates

Bu zenginlerin de koca koca fabrikaları, yüzlerce işçileri yok. Bunlar bilgi, tasarım satıyorlar.

Nasılının yanıtı başka yazının konusu ya… Kısa örnek verirsek…

Telefonu kablodan kurtararak sana cep telefonunu satıyor. Sen cep telefonunu eline almadan küçük, katlanabilirini bilgiyle geliştirip onu almanı sağlıyor. Ona ulaşmaya çalışırken, telefona fotoğraf makinası özelliği koyarak elindekini demode hale getiriyor. Sonrakine internet, değerinin kapasitesini iki misline vb.

Diyeceksiniz ki bunları fabrikada yapılmıyor mu? Evet ama 1. Nesil telefon yapan fabrikaya katlanabilir özelliği geliştiren tasarımcı(kişi ya da firma) telif hakkıyla milyonları hemen hiç girdi masrafı olmadan cebe atarken, fabrika, tarım toplumundaki ırgat gibi işin hamallığını yapıp, ürünü pazara sürme çabasındayken; bir başka tasarımcının ona veya başka fabrikaya fotoğraf makinesi eklediği örneğini satıp, mevcut mamulün talebini ve fiyatını düşürüveriyor. Bir başka tasarımcının aynı araca başka özellik eklemesi, bir öncekinin değerini düşürüyor gibi…

Sonuçta çeyrek yüzyıl kadar önce dünyaya yön veren, koca koca fabrikaları, binleri bulan işçileri çalıştıran anlı şanlı Ford’lar, Bosh’lar, General Elektrik’ler, Mersedes’ler, Opeller vb etkinliklerini kaybettiler, bir kısmı çöktü, bir kısmı da hayatta kalmaya çabalıyor.

Yani temel fonksiyonu emek, itici gücü toprak olan feodalizm nasıl kapitalizmin ortaya çıkmasıyla fonksiyonunu, başatlığını yitirmişse:

 Temel fonksiyonu eğitilmiş, uzmanlaşmış, işgücü; itici gücü makine olan kapitalizm de çöktü.

Öyle ki on dört, on beş yıl önce gazetelere kapitalizmin ölüm ilanını (Ülkemizde Hürriyet manşetten vermişti) dahi verdiler, oralarda da görmediniz mi?

-Eee?

E‘si artık başat üretim aracı ‘makine’ değil,  beyninin gücünün ürünü olan, özgün‘bilgi’.

-Yani?

Yanisi, nasıl bir zamanlar feodal toplum yerini kapitalist topluma bıraktı ise; epeydir de kapitalist toplum yerini BİLGİ toplumuna bıraktı. Şimdi onun adı 2. Sanayi (2.0),3. Sanayi(3.0),4. Sanayi(4.0)hatta 4.1

Bu durumda?

‘Sizce?’

(*)İlki 2000’lerin başında, ikincisi 1013 yılında yazılmış, yayınlanmış makalenin güncellenmiş hali.

Devam edecek

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE