YERLEŞİK KANI (ÖN YARGI) - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 10 Aralık 2018, Pazartesi 18:52:25

****
YERLEŞİK KANI (ÖN YARGI)
Ülkemizdeki siyaset epeydir tıkalı.

Ülkeyi on altı yıldır tek başına idare eden AKP hükümetinin alternatifinin hala olmadığı, gibi bir önyargı var toplumda.

Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezinin, Kasım 2018 ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre Kasım ayı için; açlık sınırı bin 916 TL, (yoksulluk sınırı da 6 bin 926 TL) olduğu günümüzde 1603 TL asgari ücret alan vatandaş hala; kendisini açlık sınırının da altında ücreti layık gören AKP’ye oy vereceğini söylüyor. Gerekçe olarak da “oy verecek başka kim var ki? diye soruyor.

Lira’daki  değer kaybının 31 ağustos 2018 itibariyle tam 1 yıl öncesine göre (31 ağustos 2017) %95' olmasına, yoksul yiyeceği soğanın kilosunun 6 lirayı bulması vb. gelişmelere rağmen bu “yerleşik kanı” hala sürüp gidiyor.

Kendisini bu durumda bulunduranlardan desteğini bir an olsun çekmeyi veya başka birini denemeyi  olsun düşünmüyor, düşünemiyor.

Bu  kanının yerleşip kalmasında muhalefet partilerinin, özellikle CHP’nin yılgınlığının önemli ölçüde rol oynadığı söylenebilir.

Onlar da bu yerleşik kanıya inanmış, ne yaparlarsa yapsınlar bu iktidarı düşüremeyeceklerine dair düşünce geliştirmişe benziyor.

Albert Einstein bile bu açmazı “Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…” biçiminde tanımlamış.

Peki problemi nasıl çözeceğiz?!

O zaman, gelin bir öyküyle bu derdimizi anlatalım.

***

O gün derse geç kalmıştı. İlk ders Matematikti. Hocayı ve arkadaşlarını rahatsız etmemek için kantinde oturmuş, dersin bitmesini beklemişti. Bir sonraki ders için sınıfa girdiğinde, tahtada, sonunda soru işareti bulunan iki işlem gördü. Kalemini defterini çıkarıp hemen not etti kimsecikler tahtayı silmeden.

 Diğer dersler bitmiş, eve dönmüştü. Defterinde çözülecek iki tane soru vardı. Defterini açtı, ama sorular bayağı zor görünüyordu. Sınıfta durumu da fena sayılmazdı hani. Uğraştı durdu soruları çözmek için. Hoca bazen böyle ev ödevi verir ve yapılıp yapılmadığını da kontrol etmezdi. Ancak yapanlar mutlaka bunun karşılığını en azından bir iltifatla alırlardı. Bazen nota da etki ederdi tabii bu durum

                Ertesi gün uzun uğraşlardan sonra çözdüğü soruları koydu hocanın masasının üzerine. Biraz da zor olmuştu hani. Hocanın yüzünde değişiklikler oluyordu işlemi kontrol ederken.

       ‘Nasıl buldun bu sonucu?’ dedi hoca heyecanla. Bu soru 150 yıldır çözülemiyordu. Ben dün tahtaya matematiğin problemlerini anlatırken yazmıştım bu soruları. Kendim çözmeyi denemediğim gibi, bizim gibi normal(!) İnsanların da denemeyeceğini düşünüyordum. Enteresan dedi.

Şaşırarak cevap verdi hocaya: ‘dün derse geç kalmıştım. Tahtada soruyu görünce diğer ödevler gibi zannettim. Ve biraz da zorlanarak akşam evde yaptım’

 Hoca sınıfa döndü:

İşte arkadaşlar, 150 yıllık soru dediğimiz, aslında 150 yıllık önyargı imiş. Ah biz de önyargılarımızdan kurtulabilsek, 2000 yıllık soru ve sorunları da çözeriz herhalde.

***

Ön yargılardan arınmış bir yaşam dileğimle…

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
Kaz
E-GAZETE